AYT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AYT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2026/07/23

Sınav Bitti, Şimdi Tercih Zamanı - Kamil Baki



Üniversite sınav sonuçları açıklandı.
Kimi beklediği puanı aldı, kimi hayal ettiğinin altında kaldı, kimi ise ne hissedeceğini bilemiyor. 

Aynı gün içinde sevinç, hayal kırıklığı, umut, kaygı ve belirsizlik yaşayan binlerce genç...

Oysa unutulmaması gereken ilk gerçek şudur: Sınav sonucu, insanın değerini gösteren bir belge değildir. O sadece belirli bir gün, belirli koşullar altında yapılan bir sınavın sonucudur. 

Bir insanın karakterini, vicdanını, çalışkanlığını, yeteneklerini, hayallerini ve gelecekte başarabileceklerini tek başına belirleyemez.

Şimdi duyguların değil, aklın ve sağduyunun zamanı…
Sonuçlarla kavga etmek yerine sonuçlarla yüzleşme zamanı.
Çünkü doğru kararlar, çoğu zaman büyük heyecanların değil; sakin düşünmenin ürünüdür.

Bugün kendine sorman gereken ilk soru şudur: Tercih yapacak mıyım, yapmayacak mıyım?
Bu sorunun cevabı bütün yol haritanı değiştirecektir.

Eğer bu yıl tercih yapmayacaksan, önünde yeni bir hazırlık süreci vardır. Hatalarını analiz edecek, eksiklerini tamamlayacak ve yeni bir plan oluşturacaksın. Ama tercih yapacaksan artık bambaşka bir süreç başlıyor. Bu süreçte acele etmek de, başkalarının yönlendirmeleriyle hareket etmek de doğru değildir.

Doğru Tercihin Birinci Kuralı

Gitmeyeceğin…
Kayıt yaptırmayacağın…
Seni mutlu etmeyeceğine inandığın…
Ya da sana uygun olmadığını düşündüğün bir bölümü sırf “bir yere yerleşmiş olmak” için yazma. Çünkü tercih listesi, sadece puan sıralaması değildir; aynı zamanda geleceğinle ilgili attığın ilk büyük ve önemli bir adımdır .Üstelik bunun somut bir yaptırımı da olduğunu da unutma.

Yerleştiğin hâlde kayıt yaptırmasan bile, bir sonraki yıl yeniden sınava girdiğinde ortaöğretim başarı puanının katkısının yarıya düşmesi önemli bir dezavantaj oluşturur.
Bu nedenle tercih listene yazdığın her bölüm için kendi kendine şu soruyu sor:
“Bu bölüm gelirse gerçekten gider miyim?”
Cevabın “hayır” ise o bölümü kesinlikle yazma.

İkinci Kural

Yapacağın tercih önemli midir?
Evet
Belki de bundan sonraki hayatının yönünü belirleyecek kadar önemlidir.

Okuyacağın şehir
Tanışacağın insanlar…
Edineceğin arkadaşlıklar…
Mesleğin…
Çalışacağın kurum…
Yaşam biçimin…
Hatta bazen kuracağın aile bile bu kararın dolaylı sonuçlarından etkilenebilir.

Elbette hiçbir karar geri döndürülemez değildir.
Hayat insana ikinci, üçüncü hatta dördüncü fırsatı... sunabilir.
Ancak doğru karar verebilmek için bugünkü fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir.


Üniversiteyi, bölümü ve şehri birlikte değerlendir.
Bir üniversitenin akademik kadrosunu araştır.
Mezunlarının iş bulma durumuna bak.
Staj olanaklarını incele.
Kampüs yaşamını öğren.
Şehrin ekonomik koşullarını gözden geçir.
Barınma imkânlarını incele.

Bugün internet sayesinde öğrencilerin deneyimlerine ulaşmak, mezunlarla konuşmak ve üniversiteler hakkında bilgi edinmek geçmişe göre çok daha kolay.
Sor.
Araştır.
Uzmanlardan destek al.
Rehber öğretmenlerinle konuş.
Ailenin görüşünü dinle.
Ama bütün bunların sonunda son kararı yine sen ver.
Çünkü o hayatı yaşayacak olan sensin.

Psikolojik Baskıya Dikkat!

Tercih dönemlerinin en büyük tehlikelerinden biri karşılaştırmadır.
“Arkadaşım benden yüksek aldı.”
“Herkes tercih yaptı.”
“Ben geride kaldım.”
“O benden daha başarılı.”
Bu düşünceler insan zihninin en büyük tuzaklarından biridir.

Psikoloji alanındaki araştırmalar, bireyin sürekli kendisini başkalarıyla karşılaştırmasının kaygıyı artırdığını, öz güveni azalttığını ve karar verme kalitesini düşürdüğünü göstermektedir.
Her insanın başlangıç noktası farklıdır.
Her insanın yeteneği farklıdır.
Her insanın hedefi farklıdır.
Bu yüzden başkasının yolunu değil, kendi yolunu yürümeye çalış.
Unutma, hayat uzun bir maratondur.
Yüz metrelik bir koşu değil.

Bugün istediğin bölümü kazanamayan birçok insan yıllar sonra çok başarılı bir akademisyen, sanatçı, girişimci, mühendis, doktor ya da öğretmen olmuştur.
Aynı şekilde çok yüksek puan alıp zamanla mesleğini değiştiren binlerce insan da vardır.

Başarıyı yalnızca sınav puanı belirlemez.
Merak
Çalışma disiplini…
İletişim becerisi…
Üretkenlik
Sabır
Kendini geliştirme isteği…

Bunlar çoğu zaman puandan çok daha belirleyici özelliklerdir.
Sınav bir kapıdır.
Hayat ise o kapının arkasında başlar.

Ailelere de Küçük Bir Hatırlatma!

Bugün çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey eleştiri değil, anlayıştır.
Onlar zaten sonuçlarını biliyor.
Yanlışlarını da görüyorlar.
Şimdi ihtiyaç duydukları şey; yargılanmadan dinlenmek, koşulsuz sevildiklerini hissetmek ve yalnız olmadıklarını bilmektir.

Bir cümle bazen yıllarca unutulmaz.
“Bize göre değil, kendine göre doğru olanı bul.”
“Biz seni puanın için değil, sen olduğun için seviyoruz.”
Bu cümleler gençlerin omzundaki yükü hafifletebilir.

Son Söz

Sevgili genç arkadaşım…
Belki bugün çok mutlusun.
Belki de büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsun.
Her iki durumda da acele karar verme.
Birkaç gün düşün.
Araştır.
Konuş.
Değerlendir.
Sonra gönlünle aklını aynı masaya oturt ve kararını öyle ver.

Biz
Ailen olarak…
Öğretmenin olarak…
Bir büyüğün…
Bir arkadaşın olarak…
Sen hangi kararı verirsen ver, seni sevmeye devam edeceğiz.
Çünkü sen, aldığın puandan çok daha değerlisin.
Dileriz ki vereceğin karar; sadece bir üniversite tercihi değil, aynı zamanda huzurla, umutla ve mutlulukla yürüyeceğin güzel bir hayatın başlangıcı olur. 

Yolun açık, umudun güçlü, kararların isabetli olsun.

2025/06/06

Sınav Sürecinde Anne Babalara Düşen Görev ve Sorumluluk - Kamil Baki


Sınav dönemleri, yalnızca öğrenciler için değil, aileler için de oldukça stresli zamanlardır. Ancak bu süreçte anne babaların sergilediği tutum, çocuğun başarısını doğrudan etkileyebilir. Peki, bu zorlu dönemde anne babalar çocuklarına nasıl destek olabilir?

1) Gerçekçi ve Anlayışlı Olun

Çocuğunuzun bir sınava hazırlanıyor olması, onun insanüstü bir performans sergilemesi gerektiği anlamına gelmez. Gerçekçi beklentiler, hem çocuğun üzerindeki baskıyı azaltır hem de başarısını daha sürdürülebilir hale getirir. 

Unutmayın, her çocuğun potansiyeli farklıdır.

2) Sınavı Hayatın Sonu Gibi Göstermeyin

"Sadece bu sınavı kazanırsan mutlu olabilirsin." gibi söylemler, çocukların kaygı düzeyini artırır. Oysa sınavlar hayatın sadece bir parçasıdır

Alternatif yolların her zaman var olduğunu bilmeleri, çocukların psikolojik dayanıklılığını güçlendirir.

3) Destekleyici, Ama Baskı Yapmayan Bir Yaklaşım Benimseyin

Program yapmalarına yardımcı olmak, motive edici sözler söylemek ya da beraber küçük hedefler belirlemek oldukça yararlıdır. Ancak sürekli takip etmek, kıyaslama yapmak ya da eleştirmek, motivasyonu düşürür.

4) Duygusal Destek Sağlayın

Sınav dönemleri yalnızca zihinsel değil, duygusal olarak da yorucudur. Çocuğunuzun duygularını anlamaya çalışın, onları yargılamadan dinleyin. Başaramama korkusuyla baş etmelerine yardımcı olun.

5) Sağlıklı Bir Yaşam Düzeni Kurmalarına Yardımcı Olun

Yeterli uyku, dengeli beslenme ve kısa yürüyüşler gibi fiziksel faktörler, sınav başarısını doğrudan etkiler. Bu konularda destekleyici olmak, çocuğun performansını artırır.

6) Kendinizi de Sınav Stresinden Koruyun

Anne babalar bazen çocuklarının geleceğiyle ilgili kaygılarını farkında olmadan onlara yansıtır. Bu süreçte kendi stresinizi yönetmek, çocuğunuza daha sağlıklı bir ortam sunmanızı sağlar.

SON SÖZ

Sınav sürecinde ve sonrasında anne baba olarak, yönlendirmeyi değil; rehberlik etmeyi, yol göstermeyi hedeflemeliyiz. 

Unutulmamalıdır ki sınav dönemleri gelip geçer; önemli olan çocuğunuzun kendine güvenen, huzurlu bir birey olarak yetişmesi ve hayata atılmasıdır.






2025/06/03

Sınav Kaygısı ile Baş Etmenin Yolları - Kamil Baki


Sınavlar, öğrencilik hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak çoğu zaman sınavın kendisinden çok, sınava yüklediğimiz anlam ve ona karşı geliştirdiğimiz kaygı bizi yıpratır. 

Sınav kaygısı olarak adlandırdığımız bu kaygı; dikkati toplamakta güçlük, unutkanlık, mide bulantısı, nefes darlığı, başarısızlık korkusu gibi belirtilerle kendini gösterir ve çoğu zaman gerçek performansımızın altında kalmamıza neden olur.


Sınav kaygısı, kişinin sınav sürecinde ya da sınav öncesinde yaşadığı yoğun endişe ve korku halidir. Bu kaygı, genellikle “Ya yapamazsam?”, “Başarısız olursam ne yaparım?”... gibi olumsuz düşüncelerle beslenir.

Kaygının Kökünü Anlamak

Kaygı, aslında kötü bir şey değildir. Vücudun tehdit algısına verdiği doğal bir tepkidir. Ancak bu tepki çok yoğun hale geldiğinde zihinsel becerileri baskılar ve performansı düşürür. Bu yüzden kaygıyı ortadan kaldırmak değil, yönetmek gerekir.

Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Yöntemleri


Planlı bir şekilde çalışmak, konulara hâkim olma hissi verir. Bu da kaygının azalmasını sağlar. 

Gerçekçi ve sürdürülebilir bir çalışma programı yapın. Küçük hedeflerle ilerleyin ve her hedefin sonunda kendinizi ödüllendirin.

2) Olumsuz Düşüncelerle Vedalaşmak

“Yapamayacağım!”, “Kötü gidiyor!”, "Başaramayacağım!" gibi düşünceler kaygıyı besler. Bu düşünceleri fark ettiğinizde durup kendinize şu soruyu sorun: “Bu düşüncemin kanıtı ne?”

Yerine daha gerçekçi cümleler koyun: “Elimden geleni yapıyorum, başaracağım.”, "Çalışmalarımın karşılığını alacağım", "Yürüyenle, duran bir olmaz; olamaz."
 

Derin nefes alıp yavaşça vermek, bedenin alarm durumunu yatıştırır. 

Her gün 5-10 dakika nefes çalışmaları, meditasyon ya da basit gevşeme egzersizleri yapmak sınav öncesinde sakinliğinizi korumanıza yardımcı olur.

4) Gerçekçi Hedefler Belirlemek

Kendinize ağır ve ulaşılamaz hedefler koymak yerine, adım adım ilerleyebileceğiniz basamaklar belirleyin. 

“Mükemmel olmalıyım” yerine “Kendimle yarışmalı, kendimi aşmalıyım.” , "Biraz zor olabilir, ancak kararlı olan herkes başarabilir." demeyi deneyin.

5) Uyku ve Beslenmeyi İhmal Etmemek

Uykusuzluk, düzensiz beslenme ve aşırı kafein tüketimi kaygıyı artırır. 

Sınav döneminde sağlıklı ve düzenli bir yaşam zihinsel dayanıklılığı ve başarıyı artırır.


Sınav ortamını önceden deneyimlemek, o ana dair belirsizliği azaltır. 

Zaman tutarak sınav çözmek, gerçeğine yakın sınav ortamları oluşturmak; sınav anında oluşabilecek risklere karşı sizi önceden uyarır. 

Bu tip uygulamalar hem bilgi hem de sınav sürecine dair kontrol duygunuz artar.

7) Destek Almaktan Çekinmemek

Bazı durumlarda kaygı o kadar yoğun olur ki baş etmek zorlaşır. Bu gibi durumlarda bir rehber öğretmenden ya da bir psikolojik danışmandan destek almak size güç verir, ortaya çıkabilecek olumsuz durumlardan sizi korur.


Sınav, belli bir ana ya da zamana yönelik bilgi ölçen bir araçtır. 

Senin zekânı, kişiliğini ya da değerini belirlemez. 

Başarı ya da başarısızlık zamana ve duruma göre değişiklik gösteren soyut bir kavramdır.

Hiç şüphen olmasın ki başarı her zaman bizim yanımızda, avuçlarımızdadır.

Bize düşen görev ise onu görebilmek, avuçlarımızda tutabilmektir.

Sen bunu yapabilirsin!..  Öyleyse hemen başla!..


Üniversite Sınavına Hazırlıkta Süreç Yönetimi - Kamil Baki

 


2025/01/30

Üniversite sınavına hazırlanıyorum, günde ortalama kaç soru çözmeliyim? - Kamil Baki

Bence, "Günde kaç soru çözmeliyim?" sorusundan önce "Neden soru çözmeliyim?" sorusu yanıtlanmalı.

Bu soru yanıtlanırsa "Günde kaç soru çözmeliyim?" sorusu daha kolay ve doğru bir şekilde yanıtlanmış olur.

Soru çözmek, öğrenilen bilgiyi pekiştirir, bilginin kalıcı hale gelmesini sağlar.

Soru çözmenin ikinci bir yararı ise konuyla ilgili soruların çözüm yöntemini göstererek kişiye o konuyla ilgili soruların çözümünde tecrübe kazandırır.

Soru çözmek bir tecrübedir. Her tecrübe de ilgili durumla ilgili hız ve kalite demektir.

Bu yüzden de soru çözmeliyiz.

Peki, kaç soru?

Sorunun sınırı yok

Çözebildiğimiz kadar, gücümüz yettiği kadar.

Başkalarıyla değil kendimizle yarışarak...

Sayı mı istiyorsunuz? Onu da yanıtlayayım: Başlangıçta 150 soru, süreç içinde 200 ve 250'yi mutlaka görmeye çalışmalıyız.

Bir dersten mi? Hayır. Sorumlu olduğumuz üç dersten... Dönüşümlü olarak...


Başarı dileklerimle...


2016/12/10

TYT Hazırlık Çalışma Planı


Sevgili Gençler, 

Öncelikle sizleri sevgiyle selamlar, her şeyin gönlünüzce olmasını dilerim. 

Ancak dileklerimizin gerçekleşmesinin, bizlerin davranış ve tutumlarıyla doğru orantılı olduğunu hiçbir zaman unutmamak ve bunun gereklerini yerine getirmek gerektiğini hatırlatmak isterim. 

Sevgili gençler, TYT'de başarılı olmak için TYT'yi doğru anlamak, doğru yorumlamak  gerekir. 

1) TYT ise bir hız sınavıdır. 120 sorunun öğrenci tarafından hızlı bir şekilde okunup hızlı bir şekilde (165 dakika içinde) sonlandırılmasını gerektirir.

Hızlı okuyamayan hiçbir öğrenci bu sınavda iddialı bir sonuç alamaz.

2) TYT aynı zamanda doğru anlama-kavrama-ifade etme (tüm testlerin en az % 50'si anlam-kavrama-ifade etme yetisini ölçen sorulardan oluşur) sınavıdır.

Anlama-kavrama yetisi gelişmemiş hiçbir öğrenci bu sınavda iddialı bir sonuç alamaz.

Bu iki saptama ''Türkçeyi önemsemeyi, Türkçeyi çalışma planının en önemli noktasına koymayı'' zorunlu kılar.

Başka bir söyleyişle Türkçe olmazsa (tüm gruplarda) TYT'de isten sonuç olmaz!..

Bir de sistemli ve düzenli çalışma...

Örnek Çalışma Planları

Fen Grupları (Fizik Ağırlıklı)

Pazartesi:   Türkçe / Matematik / Fizik / Kimya
Salı:           Türkçe / Matematik / Fizik / Biyoloji / Geometri
Çarşamba:  Türkçe / Matematik / Fizik / Kimya
Perşembe:  Türkçe / Matematik / Fizik / Biyoloji / Geometri
Cuma:        Türkçe / Matematik / Fizik / Kimya

Fen Grupları (Kimya Ağırlıklı)

Pazartesi:   Türkçe / Matematik / Kimya / Fizik
Salı:           Türkçe / Matematik / Kimya / Biyoloji / Geometri
Çarşamba:  Türkçe / Matematik / Kimya / Fizik
Perşembe:  Türkçe / Matematik / Kimya / Biyoloji / Geometri
Cuma:        Türkçe / Matematik / Kimya / Fizik

Fen Grupları (Biyoloji Ağırlıklı )


Pazartesi:   Türkçe / Matematik / Biyoloji / Kimya
Salı:           Türkçe / Matematik / Biyoloji / Fizik / Geometri
Çarşamba:  Türkçe / Matematik / Biyoloji / Kimya
Perşembe:  Türkçe / Matematik / Biyoloji / Fizik / Geometri
Cuma:        Türkçe / Matematik / Biyoloji / Kimya

Eşit Ağırlık Grupları (Coğrafya Ağırlıklı )

Pazartesi:   Türkçe / Matematik / Coğrafya / Edebiyat
Salı:           Türkçe / Matematik / Coğrafya / Tarih / Geometri
Çarşamba:  Türkçe / Matematik / Coğrafya / Edebiyat
Perşembe:  Türkçe / Matematik / Coğrafya / Tarih / Geometri
Cuma:        Türkçe / Matematik / Coğrafya / Edebiyat

Eşit Ağırlık Grupları (Tarih Ağırlıklı )

Pazartesi:   Türkçe / Matematik / Tarih / Coğrafya
Salı:           Türkçe / Matematik / Tarih / Felsefe / Geometri
Çarşamba:  Türkçe / Matematik / Tarih / Coğrafya
Perşembe:  Türkçe / Matematik / Tarih / Felsefe / Geometri
Cuma:        Türkçe / Matematik / Tarih / Coğrafya

Sözel Gruplar (Matematik Ağırlıklı )

Pazartesi:   Türkçe / Coğrafya / Tarih / Matematik
Salı:           Türkçe / Coğrafya / Tarih / Felsefe / Geometri
Çarşamba:  Türkçe / Coğrafya / Tarih / Matematik
Perşembe:  Türkçe / Coğrafya / Tarih / Felsefe / Geometri
Cuma:        Türkçe / Coğrafya / Tarih / Matematik

Sözel Gruplar (Felsefe Ağırlıklı )

Pazartesi:   Türkçe / Coğrafya / Tarih / Felsefe / Geometri
Salı:           Türkçe / Coğrafya / Tarih / Matematik
Çarşamba:  Türkçe / Coğrafya / Tarih /  Felsefe / Geometri
Perşembe:  Türkçe / Coğrafya / Tarih / Matematik
Cuma:        Türkçe / Coğrafya / Tarih /  Felsefe / Geometri


Uyarı:

  • Çalışma esnasında dikkatiniz dağıtacak her türlü araç ve gereçten (cep telefonu, internet, bilgisayar...) uzak durun.
  • Programınıza sadık kalın, programınız aksatmayın, ertelemeyin.
  • Günde en az üç saat çalışın.
  • Öğrendiğiniz konuları tekrar etmeyi ve pekiştirmeyi ihmal etmeyin.
  • Yanlış yaptığınız ya da çözemediğiniz soruları mutlaka öğretmenlerinize sorun.
  • Günlük 180 sorunun altına düşmeyin.
  • Beyninize doğru telkinler verin, (çalışmalıyım, çalışmadan başaramam, ne kadar yüksek puan alırsam o kadar iyi üniversiteye giderim...) vermeye çalışın. 
  • Ara sıra dinlenmeyi, kafanızı dağıtmayı ihmal etmeyin.

                                                                                                                          Kamil Baki
                                                                                                                        Eğitimci Yazar


2015/01/12

Deneme nedir? - Kamil Baki


Deneme, yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür.
-Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir hava sezdirir.
-Samimi bir dil kullanılır.
-Yazar, öne sürdüğü görüşleri ispatlamak zorunda değildir.
-Yazarın kesin bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.
-NurullahAtaç "Deneme, ben ülkesidir" der.
-Yazar anlatımda ve konu seçiminde özgürdür.

Türk edebiyatında ilk denemeciler arasında Ahmet Haşim (Bize Göre,Gurebâhâne-i Laklakân) Ahmet Rasim; Mahmut Sadık (Takvimden Yapraklar); Refik Halit Karay (Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Makyajlı Kadın, Tanrıya Şikayet); Falih Rıfkı Atay (Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak) gibi isimleri  saymak mümkündür.

Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikayeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı 'denemeci' olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Mehmet Kaplan, Salah Birsel, Vedat Günyol, Enis Batur, Cemil Meriç bunlardan birkaçıdır.


Denemenin edebî bir tür olarak Dünya edebiyatında öncülüğünü Fransız yazar Michel de Montaigne  yapmıştır, İngiliz yazar Francis Bacon,1597'de denemelerini 'Essays: Tokluk veren değil de daha çok tat veren tuz taneleri' olarak tanımlamıştır. Bacon'ın arkadaşı olan Nicholas Breton, denemelerini The Fantasticks adıyla yayımlamıştır


2010/10/31

Deneme nedir? - Kamil Baki


Deneme yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür.

*Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir hava sezdirir.
*Samimi bir dil kullanılır.
*Yazar, öne sürdüğü görüşleri ispatlamak zorunda değildir.
*Yazarın kesin bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.
*Nurullah Ataç "Deneme, ben ülkesidir" der.
*Yazar anlatımda ve konu seçiminde özgürdür.

Türk edebiyatında ilk denemeciler arasında Ahmet Haşim (Bize Göre,Gurebâhâne-i Laklakân) Ahmet Rasim; Mahmut Sadık (Takvimden Yapraklar); Refik Halit Karay (Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Makyajlı Kadın , Tanrıya Şikâyet); Falih Rıfkı Atay (Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak) gibi isimleri saymak mümkündür.

Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikayeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı 'denemeci' olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Mehmet Kaplan, Salah Birsel, Vedat Günyol, Enis Batur, Cemil Meriç bunlardan birkaçıdır.

Denemenin edebî bir tür olarak Dünya edebiyatında öncülüğünü Fransız yazar Michel de Montaigne yapmıştır, İngiliz yazar Francis Bacon,1597'de denemelerini 'Essays: Tokluk veren değil de daha çok tat veren tuz taneleri' olarak tanımlamıştır. Bacon'ın arkadaşı olan Nicholas Breton, denemelerini The Fantasticks adıyla yayımlamıştı