2026/07/23

Sınav Bitti, Şimdi Tercih Zamanı - Kamil Baki


Üniversite sınav sonuçları açıklandı.

Kimi beklediği puanı aldı, kimi hayal ettiğinin altında kaldı, kimi ise ne hissedeceğini bilemiyor. 


Aynı gün içinde sevinç, hayal kırıklığı, umut, kaygı ve belirsizlik yaşayan binlerce genç...


Oysa unutulmaması gereken ilk gerçek şudur: Sınav sonucu, insanın değerini gösteren bir belge değildir. O sadece belirli bir gün, belirli koşullar altında yapılan bir sınavın sonucudur. Bir insanın karakterini, vicdanını, çalışkanlığını, yeteneklerini, hayallerini ve gelecekte başarabileceklerini tek başına belirleyemez.


Şimdi duyguların değil, aklın ve sağduyunun zamanı…

Sonuçlarla kavga etmek yerine sonuçlarla yüzleşme zamanı.

Çünkü doğru kararlar, çoğu zaman büyük heyecanların değil; sakin düşünmenin ürünüdür.


Bugün kendine sorman gereken ilk soru şudur: Tercih yapacak mıyım, yapmayacak mıyım?

Bu sorunun cevabı bütün yol haritanı değiştirecektir.

Eğer bu yıl tercih yapmayacaksan, önünde yeni bir hazırlık süreci vardır. Hatalarını analiz edecek, eksiklerini tamamlayacak ve yeni bir plan oluşturacaksın. Ama tercih yapacaksan artık bambaşka bir süreç başlıyor.

Bu süreçte acele etmek de, başkalarının yönlendirmeleriyle hareket etmek de doğru değildir.


Doğru Tercihin Birinci Kuralı

Gitmeyeceğin…

Kayıt yaptırmayacağın…

Seni mutlu etmeyeceğine inandığın…

Ya da sana uygun olmadığını düşündüğün bir bölümü sırf “bir yere yerleşmiş olmak” için yazma.

Çünkü tercih listesi, sadece puan sıralaması değildir; aynı zamanda geleceğinle ilgili attığın ilk büyük ve önemli bir adımdır.

Üstelik bunun somut bir yaptırımı da olduğunu unutma.


Yerleştiğin hâlde kayıt yaptırmasan bile, bir sonraki yıl yeniden sınava girdiğinde ortaöğretim başarı puanının katkısının yarıya düşmesi önemli bir dezavantaj oluşturur.

Bu nedenle tercih listene yazdığın her bölüm için kendi kendine şu soruyu sor:

“Bu bölüm gelirse gerçekten gider miyim?”

Cevabın “hayır” ise o bölümü kesinlikle yazma.


İkinci Kural

Yapacağın tercih önemli midir?

Evet…

Belki de bundan sonraki hayatının yönünü belirleyecek kadar önemlidir.


Okuyacağın şehir

Tanışacağın insanlar…

Edineceğin arkadaşlıklar…

Mesleğin…

Çalışacağın kurum…

Yaşam biçimin…

Hatta bazen kuracağın aile bile bu kararın dolaylı sonuçlarından etkilenebilir.


Elbette hiçbir karar geri döndürülemez değildir.

Hayat insana ikinci, üçüncü hatta dördüncü fırsatlar sunabilir.

Ancak doğru karar verebilmek için bugünkü fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir.


Üçüncü Kural

Üniversiteyi, bölümü ve şehri birlikte değerlendir.

Bir üniversitenin akademik kadrosunu araştır.

Mezunlarının iş bulma durumuna bak.

Staj olanaklarını incele.

Kampüs yaşamını öğren.

Şehrin ekonomik koşullarını gözden geçir.

Barınma imkânlarını incele.


Bugün internet sayesinde öğrencilerin deneyimlerine ulaşmak, mezunlarla konuşmak ve üniversiteler hakkında bilgi edinmek geçmişe göre çok daha kolay.

Sor.

Araştır.

Uzmanlardan destek al.

Rehber öğretmenlerinle konuş.

Ailenin görüşünü dinle.

Ama bütün bunların sonunda son kararı yine sen ver.

Çünkü o hayatı yaşayacak olan sensin.


Psikolojik Baskıya Dikkat!

Tercih dönemlerinin en büyük tehlikelerinden biri karşılaştırmadır.

“Arkadaşım benden yüksek aldı.”

“Herkes tercih yaptı.”

“Ben geride kaldım.”

“O benden daha başarılı.”


Bu düşünceler insan zihninin en büyük tuzaklarından biridir.

Psikoloji alanındaki araştırmalar, bireyin sürekli kendisini başkalarıyla karşılaştırmasının kaygıyı artırdığını, öz güveni azalttığını ve karar verme kalitesini düşürdüğünü göstermektedir.


Her insanın başlangıç noktası farklıdır.

Her insanın yeteneği farklıdır.

Her insanın hedefi farklıdır.

Bu yüzden başkasının yolunu değil, kendi yolunu yürümeye çalış.


Unutma, hayat uzun bir maratondur.

Yüz metrelik bir koşu değil.


Bugün istediğin bölümü kazanamayan birçok insan yıllar sonra çok başarılı bir akademisyen, sanatçı, girişimci, mühendis, doktor ya da öğretmen olmuştur.

Aynı şekilde çok yüksek puan alıp zamanla mesleğini değiştiren binlerce insan da vardır.


Başarıyı yalnızca sınav puanı belirlemez.

Merak…

Çalışma disiplini…

İletişim becerisi…

Üretkenlik…

Sabır…

Kendini geliştirme isteği…


Bunlar çoğu zaman puandan çok daha belirleyici özelliklerdir.

Sınav bir kapıdır.

Hayat ise o kapının arkasında başlar.


Ailelere de Küçük Bir Hatırlatma!

Bugün çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey eleştiri değil, anlayıştır.

Onlar zaten sonuçlarını biliyor.

Yanlışlarını da görüyorlar.

Şimdi ihtiyaç duydukları şey; yargılanmadan dinlenmek, koşulsuz sevildiklerini hissetmek ve yalnız olmadıklarını bilmektir.


Bir cümle bazen yıllarca unutulmaz.

“Bize göre değil, kendine göre doğru olanı bul.”

“Biz seni puanın için değil, sen olduğun için seviyoruz.”

Bu cümleler gençlerin omzundaki yükü hafifletebilir.


Son Söz

Sevgili genç arkadaşım…

Belki bugün çok mutlusun.

Belki de büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsun.

Her iki durumda da acele karar verme.

Birkaç gün düşün.

Araştır.

Konuş.

Değerlendir.

Sonra gönlünle aklını aynı masaya oturt ve kararını öyle ver.


Biz…

Ailen olarak…

Öğretmenin olarak…

Bir büyüğün…

Bir arkadaşın olarak…

Sen hangi kararı verirsen ver, seni sevmeye devam edeceğiz.

Çünkü sen, aldığın puandan çok daha değerlisin.


Dileriz ki vereceğin karar; sadece bir üniversite tercihi değil, aynı zamanda huzurla, umutla ve mutlulukla yürüyeceğin güzel bir hayatın başlangıcı olur. 

Yolun açık, umudun güçlü, kararların isabetli olsun.

Kamil BAKİ

Eğitimci-Yazar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder