üniversite sınavı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üniversite sınavı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2025/06/03

Sınav Kaygısı ile Baş Etmenin Yolları - Kamil Baki


Sınavlar, öğrencilik hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak çoğu zaman sınavın kendisinden çok, sınava yüklediğimiz anlam ve ona karşı geliştirdiğimiz kaygı bizi yıpratır. 

Sınav kaygısı olarak adlandırdığımız bu kaygı; dikkati toplamakta güçlük, unutkanlık, mide bulantısı, nefes darlığı, başarısızlık korkusu gibi belirtilerle kendini gösterir ve çoğu zaman gerçek performansımızın altında kalmamıza neden olur.


Sınav kaygısı, kişinin sınav sürecinde ya da sınav öncesinde yaşadığı yoğun endişe ve korku halidir. Bu kaygı, genellikle “Ya yapamazsam?”, “Başarısız olursam ne yaparım?”... gibi olumsuz düşüncelerle beslenir.

Kaygının Kökünü Anlamak

Kaygı, aslında kötü bir şey değildir. Vücudun tehdit algısına verdiği doğal bir tepkidir. Ancak bu tepki çok yoğun hale geldiğinde zihinsel becerileri baskılar ve performansı düşürür. Bu yüzden kaygıyı ortadan kaldırmak değil, yönetmek gerekir.

Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Yöntemleri


Planlı bir şekilde çalışmak, konulara hâkim olma hissi verir. Bu da kaygının azalmasını sağlar. 

Gerçekçi ve sürdürülebilir bir çalışma programı yapın. Küçük hedeflerle ilerleyin ve her hedefin sonunda kendinizi ödüllendirin.

2) Olumsuz Düşüncelerle Vedalaşmak

“Yapamayacağım!”, “Kötü gidiyor!”, "Başaramayacağım!" gibi düşünceler kaygıyı besler. Bu düşünceleri fark ettiğinizde durup kendinize şu soruyu sorun: “Bu düşüncemin kanıtı ne?”

Yerine daha gerçekçi cümleler koyun: “Elimden geleni yapıyorum, başaracağım.”, "Çalışmalarımın karşılığını alacağım", "Yürüyenle, duran bir olmaz; olamaz."
 

Derin nefes alıp yavaşça vermek, bedenin alarm durumunu yatıştırır. 

Her gün 5-10 dakika nefes çalışmaları, meditasyon ya da basit gevşeme egzersizleri yapmak sınav öncesinde sakinliğinizi korumanıza yardımcı olur.

4) Gerçekçi Hedefler Belirlemek

Kendinize ağır ve ulaşılamaz hedefler koymak yerine, adım adım ilerleyebileceğiniz basamaklar belirleyin. 

“Mükemmel olmalıyım” yerine “Kendimle yarışmalı, kendimi aşmalıyım.” , "Biraz zor olabilir, ancak kararlı olan herkes başarabilir." demeyi deneyin.

5) Uyku ve Beslenmeyi İhmal Etmemek

Uykusuzluk, düzensiz beslenme ve aşırı kafein tüketimi kaygıyı artırır. 

Sınav döneminde sağlıklı ve düzenli bir yaşam zihinsel dayanıklılığı ve başarıyı artırır.


Sınav ortamını önceden deneyimlemek, o ana dair belirsizliği azaltır. 

Zaman tutarak sınav çözmek, gerçeğine yakın sınav ortamları oluşturmak; sınav anında oluşabilecek risklere karşı sizi önceden uyarır. 

Bu tip uygulamalar hem bilgi hem de sınav sürecine dair kontrol duygunuz artar.

7) Destek Almaktan Çekinmemek

Bazı durumlarda kaygı o kadar yoğun olur ki baş etmek zorlaşır. Bu gibi durumlarda bir rehber öğretmenden ya da bir psikolojik danışmandan destek almak size güç verir, ortaya çıkabilecek olumsuz durumlardan sizi korur.


Sınav, belli bir ana ya da zamana yönelik bilgi ölçen bir araçtır. 

Senin zekânı, kişiliğini ya da değerini belirlemez. 

Başarı ya da başarısızlık zamana ve duruma göre değişiklik gösteren soyut bir kavramdır.

Hiç şüphen olmasın ki başarı her zaman bizim yanımızda, avuçlarımızdadır.

Bize düşen görev ise onu görebilmek, avuçlarımızda tutabilmektir.

Sen bunu yapabilirsin!..  Öyleyse hemen başla!..


⭐Eğitimin Sözü - Kamil Baki / Eğitim ve Sınavlar Üzerine Yazılar

 


2025/01/30

Üniversite sınavına hazırlanıyorum, günde ortalama kaç soru çözmeliyim? - Kamil Baki

Bence, "Günde kaç soru çözmeliyim?" sorusundan önce "Neden soru çözmeliyim?" sorusu yanıtlanmalı.

Bu soru yanıtlanırsa "Günde kaç soru çözmeliyim?" sorusu daha kolay ve doğru bir şekilde yanıtlanmış olur.

Soru çözmek, öğrenilen bilgiyi pekiştirir, bilginin kalıcı hale gelmesini sağlar.

Soru çözmenin ikinci bir yararı ise konuyla ilgili soruların çözüm yöntemini göstererek kişiye o konuyla ilgili soruların çözümünde tecrübe kazandırır.

Soru çözmek bir tecrübedir. Her tecrübe de ilgili durumla ilgili hız ve kalite demektir.

Bu yüzden de soru çözmeliyiz.

Peki, kaç soru?

Sorunun sınırı yok. 

Çözebildiğimiz kadar, gücümüz yettiği kadar.

Başkalarıyla değil kendimizle yarışarak...

Sayı mı istiyorsunuz? Onu da yanıtlayayım: Başlangıçta 150 soru, süreç içinde 200 ve 250'yi mutlaka görmeye çalışmalıyız.

Bir dersten mi? Hayır. Sorumlu olduğumuz üç dersten... Dönüşümlü olarak...


2021/08/27

Geçmişten Günümüze Üniversite Sınavı -Kamil Baki


Cumhuriyet döneminde, 1960'lı yıllara gelinceye kadar, lise mezunlarının sayısı az olduğu için pek çok fakülte, başvuran mezunların tamamını sınavsız kabul etti.

Zaman içinde kontenjanlarını aşan bir taleple karşılaşan fakülteler, seçme için başvuru sırasını dikkate alıp, ihtiyaç kadar adayı kabul ettikten sonra kayıtlarını durdurdu. O dönemde fakültede verilen eğitimin niteliği de dikkate alınarak, liselerin fen ya da edebiyat kolu mezunları kabul edildi, mezunlar lise bitirme derecesine göre sıralanarak üniversiteye girebildi.

Aradan geçen yıllarda lise mezunlarının artması ve lise dengi okul mezunlarına da yükseköğretime başvurma hakkı verilmesiyle kullanılan "seçme teknikleri" talebi karşılayamaz hale geldi. Bunun üzerine bazı fakülteler kendi amaçlarına uygun giriş sınavları düzenlemeye başlarken, öğrenciler sınavlara girebilmek için farklı şehirlere gitmek zorunda kaldı. Aynı gün ve saatlere rastlayan sınavlarda mezunların seçim yapmaktan başka çaresi yoktu. Bu durum, adaylar ve veliler açısından önemli sorunlara yol açtı.

Üniversitelerarası Kurul, 1974 yılında üniversiteye giriş sınavlarının tek merkezden yapılmasına karar verdi. O yıllarda Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (ÖSYS) adıyla düzenlenen seçme sistemi, 1974 ve 1975 yıllarında aynı gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturumda, 1976-1980 yıllarında ise aynı günde ve bir oturumda uygulandı.

Bu dönemde yükseköğretim programlarıyla ilgili tercihleri toplanan adaylar, puanları ve tercihlerine göre programlara merkezi olarak yerleştirildi.

Sınav, 1981 yılından itibaren iki basamaklı hale getirildi. İlk basamağı oluşturan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) nisan, ikinci basamağı oluşturan Öğrenci Yerleştirme Sınavı (ÖYS) ise haziran ayı içinde yapıldı. 1982 yılından itibaren ortaöğretim kurumlarından adayların diploma notları alınarak, bu notlar ortaöğretim başarı puanı (OBP) adı altında belli ağırlıklarla sınav puanlarına eklendi.

Sınav sisteminde 1987 yılından itibaren yükseköğretim programlarıyla ilgili tercihlerini belli alanlarda toplayan adaylara, sınavda belli testleri cevaplama, diğerlerini cevaplamama olanağı tanındı.

ÖSS ve ÖYS olarak iki basamaklı gerçekleştirilen sınav, 1999 yılından itibaren ÖSS adı altında tek basamaklı hale getirildi. 1999 yılındaki değişiklikte önceki yıllarda uygulanan ÖSS'de herhangi bir değişiklik yapılmayıp, sınavda sorulara temel teşkil eden bilgilerde temel eğitim müfredatının üstüne çıkılmadı.

2006'da ÖSS'de yapılan değişiklikle sınavın bir basamakta uygulanmasına devam edildi ancak soruların bir kısmı önceki yıllarda olduğu gibi ÖSS tipinde, bir kısmı ise tüm lise müfredatı göz önünde tutularak hazırlandı.

Üniversiteye girişte 2010 yılından itibaren iki aşamalı yeni bir sisteme geçildi. Yeni ismi olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile adayların yükseköğretime geçiş için yeterliliği ölçüldü. Adayların bu sınavda aldıkları puan, nihai puanlarına yüzde 40 etki etti. Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) adı altında gerçekleştirilen ikinci aşamada ise açıköğretim dışındaki örgün lisans programlarına yerleştirmede esas alınacak başarı puanı belirlendi.

LYS, Matematik, Geometri Sınavı (LYS 1), Fen Bilimleri Sınavı (Fizik, Kimya, Biyoloji) (LYS 2), Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS 3), Sosyal Bilimler Sınavı (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe grubu) (LYS 4), Yabancı Dil Sınavı (LYS 5) olmak üzere beş alanda, haziran ayında iki hafta sonunda ve ayrı ayrı oturumlarda yapıldı.

19 Eylül 201'de  Milli Eğitim Bakanlığı 2017-2018 eğitim öğretim döneminde TEOG sınavının yapılmayacağı açıklandı. 

Milli Eğitim Bakanlığı, TEOG'un ardından üniversite sınav sisteminin de yeniden yapılandırılması için harekete geçti.

Yapılan düzenlemelerin ardından yeni sistem, 12 Ekim'de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

Buna göre, 2018-2019 eğitim yılında yapılacak yükseköğretime giriş sınavının yeni adı, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) oldu.