YKS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YKS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2026/09/23

Sınav Yolunda Öğrencinin En Büyük Yardımcılarından Biri: Spor - Kamil Baki


Spor nedir?

Spor yalnızca koşmak, terlemek, kas geliştirmek ya da bir yarışta dereceye girmek değildir.

Spor; bedenin hareket etmesi, zihnin biraz olsun dinlenmesi, insanın kendisiyle yeniden buluşmasıdır.

Başka bir söyleyişle, insanın bedenini güçlendirmek, dayanıklılığını artırmak, hareket kabiliyetini geliştirmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek için yaptığı düzenli, planlı ve kontrollü hareketlerin bütünüdür.

Yürümek, yüzmek, bisiklete binmek, koşmak, futbol oynamak, ağırlık çalışmak, jimnastik yapmak…

Bunların her biri sporun farklı biçimleridir.

Ama sporun asıl değeri yalnızca bedende meydana getirdiği değişikliklerde değildir.

Spor bazen yorulan bedeni değil, yorulan zihni dinlendirmektir.

Bazen insanın içindeki sıkıntıyı dağıtır.

Bazen saatlerce çözülemeyen bir sorudan sonra kısa bir yürüyüş, zihinde yeni bir pencere açar.

İşte bu nedenle spor, özellikle sınava hazırlanan öğrenciler için ayrı bir anlam taşır.

Sınava hazırlanan öğrenci spor yapmalı mı?

Kuşkusuz yapmalı.

Hatta spor, sınava hazırlık sürecinin dışında tutulacak bir etkinlik değil, dengeli bir çalışma programının parçalarından biri olarak görülmelidir.

Çünkü sınava hazırlanan bir öğrenci yalnızca kitaplarla, testlerle ve deneme sınavlarıyla mücadele etmez.

Aynı zamanda stresle, kaygıyla, yorgunlukla, dikkat dağınıklığıyla ve uzun süre masa başında kalmanın getirdiği bedensel sıkıntılarla da mücadele eder.

Saatlerce masanın başında oturmak, her zaman daha çok çalışmak anlamına gelmez.

Bazen saatlerce çalıştığını sanan öğrenci, zihinsel yorgunluk nedeniyle okuduğunu anlamakta, öğrendiğini hatırlamakta ve soruya odaklanmakta zorlanabilir.

İşte tam bu noktada hareket devreye girer.

Kısa bir yürüyüş…
Biraz bisiklet…
Hafif bir koşu…
Yüzme… Yaşa ve fiziksel duruma uygun birkaç egzersiz…

Bunlar öğrencinin derslerinden çalınmış zamanlar değildir.

Aksine, doğru planlandığında ders çalışmanın verimini destekleyen molalardır.

Çünkü insan yalnızca zihinden ibaret değildir.

Zihin bir bedenin içinde yaşar.

Beden yorulduğunda zihnin de bundan etkilenmesi kaçınılmazdır.

Sınava hazırlanan bazı öğrenciler, spor yapmayı zaman kaybı olarak görebilir.

“Bu zamanı ders çalışarak geçirsem daha fazla soru çözerim.” diye düşünebilir.

Oysa mesele yalnızca kaç soru çözüldüğü değildir.

Önemli olan, çözülen soruların ne kadarının gerçekten anlaşıldığı, öğrenilen bilgilerin ne kadarının kalıcı olduğu ve öğrencinin bu tempoyu ne kadar sürdürebildiğidir.

Sınav hazırlığı uzun bir yoldur.

Bu yol birkaç günlük bir koşu değil, aylar süren bir dayanıklılık sınavıdır.

Bu nedenle öğrencinin kendisini tüketmeden çalışmayı öğrenmesi gerekir.

Başarı yalnızca çok çalışmakla değil, doğru çalışmakla da ilgilidir.

Doğru çalışmanın içinde ise ders kadar dinlenmek, uyumak, hareket etmek, beslenmek ve nefes almak da vardır.

Sporun önemli katkılarından biri de öğrencinin ruhsal olarak rahatlamasına yardımcı olmasıdır.

Sınav yaklaşırken öğrencinin zihninde aynı sorular dönüp durabilir:

“Yeterince çalışıyor muyum?”
“Başarabilecek miyim?”
“Ya istediğim sonucu alamazsam?”
“Ya emeklerim boşa giderse?”

Bu sorular zaman zaman öğrencinin çalışma isteğini artırmak yerine öğrenciyi yorabilir.

İşte spor, bu yoğun düşüncelerin arasında öğrenciye küçük bir nefes alanı açabilir.

Bir süreliğine masadan kalkmak…
Dışarı çıkmak…
Yürümek… Gökyüzüne bakmak…

Sonra yeniden masanın başına dönmek…

Bazen zihnin ihtiyacı olan şey daha fazla bilgi değil, biraz harekettir.

Sporun öğrenciye kazandırdığı yalnızca fiziksel güç değildir.

Düzenli spor yapan öğrenci zamanla plan yapmayı, sabretmeyi, başladığı işi sürdürmeyi ve hedef doğrultusunda ilerlemeyi de öğrenebilir.

Bugün yapamadığı bir hareketi yarın biraz daha iyi yapabilir.

Bugün koştuğu mesafeyi zamanla artırabilir.

Bugün zorlandığı bir egzersizi birkaç hafta sonra daha rahat gerçekleştirebilir.

Böylece önemli bir hayat gerçeğini öğrenir:

Gelişmek, bir günde olmaz.

Tıpkı ders çalışmak gibi…

Bir günde bütün konular öğrenilmez.
Bir günde bütün eksikler kapanmaz.
Bir günde başarı gelmez.

Ama her gün biraz daha ilerlemek, zaman içinde büyük bir değişim yaratır.

Elbette sınava hazırlanan bir öğrencinin spor yapması, saatlerce antrenman yapması anlamına gelmez.

Burada amaç bir sporcu yetiştirmek değil, öğrencinin bedenini ve zihnini çalışma temposuna hazırlamaktır.

Bu nedenle sporun türü ve süresi öğrencinin yaşına, fiziksel durumuna, sağlık koşullarına ve günlük çalışma programına uygun olmalıdır.

Önemli olan sporu dersin karşısına koymak değil, dersle birlikte yaşamın içine yerleştirmektir.

Çünkü insanın hayatında yalnızca başarı yoktur.

İnsan;
çalışır,
dinlenir,
hareket eder,
düşünür,
güler,
nefes alır,
yaşar.

Bunların hepsi bir bütündür.

Sevgili öğrenciler…

Sınava hazırlanırken kendinizi yalnızca bir öğrenci olarak görmeyin.

Siz bir insansınız.
Bedeniniz var.
Zihniniz var.
Duygularınız var.
Hayalleriniz var.

Ve bütün bunların hepsinin güçlü kalması gerekir.

Bu yüzden ders çalışırken bedeninizi unutmayın.

Saatlerce aynı sandalyede oturup kendinizi tüketmeyin.

Bir süre kitabınızı kapatın.

Ayağa kalkın.
Yürüyün.
Hareket edin.
Derin bir nefes alın.
Biraz gökyüzüne bakın.

Sonra yeniden dönün masanıza.

Çünkü bazen başarıya giden yol, daha fazla çalışmaktan değil, doğru zamanda durup yeniden güç toplamaktan geçer.

Unutmayın:

Güçlü bir beden, dinlenmiş bir zihin ve düzenli bir çalışma alışkanlığı; sınav yolculuğunda birbirinin rakibi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.

Sınav bir gün bitecek.
Sorular çözülecek.
Kitaplar kapanacak.
Kalemler bırakılacak.

Ama bedeniniz ve zihniniz sizinle yaşamaya devam edecek.

Öyleyse geleceğinizi hazırlarken yalnızca sınava değil, hayata da hazırlanın.

Çünkü eğitim yalnızca bir sınavı kazanmak değildir.

Eğitim, hayatı daha iyi yaşayabilecek bir insan olabilmektir.
Eğitimci-Yazar


2026/08/18

YKS’de Pek Bilinmeyen Hak: Merkezi Yerleştirme Puanıyla (MYP) Yatay Geçiş Nasıl Yapılır?

Her yıl binlerce öğrenci üniversite yerleştirme sonuçları açıklandıktan sonra “Keşke başka bir üniversiteyi ya da bölümü  yazsaydım.”  ya da "Keşke bu üniversiteyi ya da bölümü yazmasaydım." pişmanlığı yaşayabiliyor. 

Oysa birçok adayın bu süreçte bilmediği ya da gözden kaçırdığı önemli bir hak bulunuyor: Merkezi Yerleştirme Puanıyla Yatay Geçiş

Bu uygulama sayesinde, belirli şartları sağlayan öğrenciler, yerleştikleri yıl aldıkları YKS puanını kullanarak bir sonraki yıl başka bir üniversiteye veya bölüme geçiş başvurusu yapabiliyor.

Kimler Yararlanabilir?

Bu haktan yararlanabilmek için adayın şu şartların sağlaması gerekir:

* Yerleştirme sonuçlarına göre bir üniversiteye yerleşmiş olması.

* Kazanılan programa kayıt yaptırmış olması ve öğrenci statüsü kazanması.

* Geçiş yapılmak istenen bölümün, öğrencinin yerleştiği yılki taban puanının, öğrencinin yerleştirme puanına eşit veya daha düşük olması.

* Başvuru yapacağı üniversitenin ilan ettiği MYP başvuru takvimine ve koşullarına uyması.

Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Nokta

Bu süreçte sadece bir bölümü kazanmış olmak yeterli değildir. Eğer kazandığınız programa kayıt yaptırmazsanız öğrenci statüsü kazanamazsınız. Bu durumda Merkezi Yerleştirme Puanıyla Yatay Geçiş hakkından yararlanmanız mümkün olmaz.

Bu Hak Ne Sağlar?

Örneğin bir öğrenci bu yıl bir üniversitenin bir bölümüne yerleşti ve kayıt yaptırdı. Bir yıl sonra, yerleştiği yıl aldığı yerleştirme puanı, geçmek istediği bölümün önceki yıl taban puanını karşılıyorsa, yeniden YKS’ye girmeden bir başka üniversiteye ya da bölüme yatay geçiş başvurusu yapabilir.

Elbette başvurunun kabul edilmesi, ilgili üniversitenin ilan ettiği kontenjan ve başvuru şartlarına bağlıdır.

Bir Bölüme Yerleşmiş Adaylara Öneri

Kayıt döneminde fikir değiştirip “Ben bu bölümü istemiyorum.” düşüncesiyle kayıt yaptırmaktan vazgeçmeden önce bu hakkı mutlaka değerlendirin. 

Kayıt yaptırmanız, ilerleyen dönemde farklı bir üniversiteye veya bölüme geçiş yapabilmeniz için size önemli bir fırsat sağlayabilir.

Bu nedenle kayıt sürecinde yalnızca bugünkü ruh haliniz ve düşüncelerinizle değil, mevcut haklarınızı ve gelecekteki seçeneklerinizi de göz önünde bulundurarak karar vermeniz sizler açısından faydalı olacaktır.


Üniversite Sınavına Hazırlıkta Süreç Yönetimi - Kamil Baki

2010/10/31

Deneme nedir? - Kamil Baki


Deneme yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür.

*Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir hava sezdirir.
*Samimi bir dil kullanılır.
*Yazar, öne sürdüğü görüşleri ispatlamak zorunda değildir.
*Yazarın kesin bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.
*Nurullah Ataç "Deneme, ben ülkesidir" der.
*Yazar anlatımda ve konu seçiminde özgürdür.

Türk edebiyatında ilk denemeciler arasında Ahmet Haşim (Bize Göre,Gurebâhâne-i Laklakân) Ahmet Rasim; Mahmut Sadık (Takvimden Yapraklar); Refik Halit Karay (Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Makyajlı Kadın , Tanrıya Şikâyet); Falih Rıfkı Atay (Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak) gibi isimleri saymak mümkündür.

Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikayeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı 'denemeci' olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Mehmet Kaplan, Salah Birsel, Vedat Günyol, Enis Batur, Cemil Meriç bunlardan birkaçıdır.

Denemenin edebî bir tür olarak Dünya edebiyatında öncülüğünü Fransız yazar Michel de Montaigne yapmıştır, İngiliz yazar Francis Bacon,1597'de denemelerini 'Essays: Tokluk veren değil de daha çok tat veren tuz taneleri' olarak tanımlamıştır. Bacon'ın arkadaşı olan Nicholas Breton, denemelerini The Fantasticks adıyla yayımlamıştı