edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2026/09/22

Edebiyat Eğitimi - Kamil Baki

Bugün bazı gençlerimiz okuyor, edebiyatla uğraşıyor. Bu gençlere bakıp da yanlış yargılara kapılmamak gerekir. Çünkü bu gençler okullarımızdaki edebiyat eğitimiyle bu düzeye ulaşmadı. Onlar ailelerinin, yakın çevrelerinin etki ve yönlendirmeleriyle ya da kendi doğalarındaki estetik arzunun çekiciliğiyle o noktaya geldiler.

Bizim edebiyat eğitimimizdeki en büyük hata, seçilen yöntemdir. Bu yöntem değişmediği sürece başarıya ulaşmak olanaksızdır.

Edebiyat eğitimine İslamlık öncesi Türk edebiyatıyla başlayamazsınız. Divan edebiyatıyla başlayamazsınız. Çünkü genç başlangıç olarak o edebiyatları anlayamaz, anlayamadığı için de sevemez. Mecbur kaldığı için belki ezberleyebilir. Bu da edebiyatı sevdirmek adına hiçbir yarar sağlamaz.

Her alanda olduğu gibi edebiyat eğitiminde de sevgi ve ilgi başarıyı etkileyen temel zorunluluktur. Sevgi ve ilgi olmadan hiçbir şey yapamaz, hiçbir bilgiyi öğretemezsiniz.

Peki, ne yapmalıyız? Önce gençlerimize okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bir gence okuma alışkanlığı kazandırabilmenin yolu başlangıçta o genci sıkmayacak, o gencin ilgisini çekecek yapıtlara yönelmektir. Güncel olmanız, o gencin sorunlarına ve gerçeklerine yakın olmanız gerekir.

Okumaya yeni başlayan, henüz okuma alışkanlığı tam kazanamamış bir insan kendini ilgilendiriyorsa okur, ilgilendirmiyorsa okumaz. Belki not kaygısıyla siz ona bir şeyler okutabilirsiniz ya da okuttuğunuzu sanırsınız, ancak bu zorunluluğun ne gençlerimize ne de toplumumuza bir katkısı olur. Eskiler boşuna söylememişler: Zorla yenen aş ya karın ağrıtır ya baş.

Çözüm: Edebiyat eğitiminin birinci aşaması bireye okuma alışkanlığı kazandırmaktır. İkinci aşaması bireyin bu alışkanlığını seveceği, ilgi duyacağı kitaplarla kökleştirmektir. Bundan sonra sizin bir şeyler yapmanıza gerek kalmayacak; o, eski edebiyatı da yeni edebiyatı da; Alman edebiyatını da Fransız edebiyatını da… didik didik edecek, belki bu konularda hepimizden yetkin olacaktır.


Eğitimci-Yazar


📌birsorubiryanıt / Kamil Baki - Tüm Yazılar

2015/03/28

İstiare nedir? - Kamil Baki

birsorubiryanır

Benzetmenin temel ögelerinden ( benzeyen-kendine benzetilen) sadece biri kullanılarak yapılan benzetmelerdir.

İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır.

Kendine benzetilen kullanılarak yapılan istiarelere açık istiare denir.

Örnek:
Aslanlarımız düşmanı denize döktü.

(aslan-kendine benzetilen, asker-benzeyen)

Örnek:
İki kapılı handa
Gidiyorum gündüz gece

(iki kapılı han-kendine benzetilen, dünya-benzeyen)

Örnek:
Bir med zamanı gökyüzü kurşunla kaplı.

(kurşun-kendine benzetilen, bulut-benzeyen)


Benzeyen  kullanılarak yapılan istiarelere kapalı istiare denir.

Örnek:
Askerlerimiz kükreyerek düşmanı denize döktü.

(asker-benzeyen, aslan-kendine benzetilen)

Not: Açık istiarelerde benzetilen varlığın adı söylenir, kapalı istiarelerde ise kendine benzetilen varlığın özelliği söylenir ve orada bir benzetme yapıldığı ima edilir.

Örnek:
Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konar göçer

(can-benzeyen, kuş-kendine benzetilen)

Örnek:
Ay bu akşam sabaha kadar avuçlarıma sessiz sessiz damladı.

(ay-benzeyen, su-kendine benzetilen)